<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524</id><updated>2011-12-25T13:41:57.171+02:00</updated><category term='Kemik Çerçeve'/><category term='İllegal'/><category term='Maaş Günü'/><category term='Deneyimsel'/><category term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Miyop Blog</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>22</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-2746975399050175722</id><published>2011-12-07T16:14:00.001+02:00</published><updated>2011-12-07T16:29:11.571+02:00</updated><title type='text'>Sanatı Sanatçılardan Kurtarın. Alexander Brener - Barbara Schurz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XBzXQiI_mho/Tt90pWNFtmI/AAAAAAAAAFQ/m5CFNkqQFm4/s1600/1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://4.bp.blogspot.com/-XBzXQiI_mho/Tt90pWNFtmI/AAAAAAAAAFQ/m5CFNkqQFm4/s320/1.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;1&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Çirkin bir dünyada yaşıyoruz. Bu çirkinliğin sorumlusu kim? Çirkin ne? Eğer bir güzellik satıcısı tarafından soruluyorsa, asıl çirkin olan bu sorudur. En çirkin manzara da sanatçıların kendilerini satmasıdır. Bir meta olarak sanat çirkin bir fikirdir; bir eğlence olarak sanat çirkin bir eylemdir. Bir memnun etme ve satış mesleği olarak görsel sanatlar çirkin bir iştir. Sanat alışverişi, sanat koleksiyonculuğu, sanat manipülasyonu, sanat işi çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Bir geçim aracı olarak, bir hayatın tadını çıkarma aracı olarak sanat çirkindir. “Sanatçının da yemek yemesi lazım” ifadesi çirkindir. Bir sanatçının yemek ihtiyacı bir başkasından fazla değildir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sanatta ekonomik ilişkiler utanç verici ve çirkindir. Sanatta ticaretçilik, kariyercilik, para yapmacılık, hayatta kalmacılık çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Bir iş adamı olarak sanatçı, bir sanatçı olarak iş adamından daha çirkindir. Sanatçının himaye altına alınmış bir ahmak olarak, bir masum olarak, bir şirket adamı olarak, bir koleksiyon parçası, başarılı adam olarak imajı çirkindir. Doğal bir hayvan, bitki, ot, egzotik meyve olarak sanatçı çirkindir. Sanatta anti-entelektüalizm çirkindir. Sanatta sahte entelektüalizm çirkindir. Sanatta özel-leştirilmiş entelektüalizm de çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sanat mekanizmasının bir parçası olarak çirkin kültü iğrenç ve çirkindir. Anti-sanatın herhangi bir biçimi çirkindir. Kolaj, montaj, hurda, performans ve enstalasyon sanatı çirkindir. Geometrik sanat dışavurumcu sanattan daha az çirkin değildir. Amerikan sanatı, Alman sanatı, İtalyan sanatı, Çin sanatı ve her tür sözde ulusal etiket sanatı çirkindir. “Genç sanat” çirkindir. Sözde uluslararası çağdaş sanat hem sefil hem çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Tüm bienaller çirkindir. Turizm endüstrisinin parçası olarak sanat çirkindir. Tüm jüriler ve ödüller çirkindir. Kültürel değiş tokuş çirkindir. Sergi açılışlarındaki iyi niyet ve neşe maskaralığı çirkindir. Müessese ve ona boyun eğmek de aynı ölçüde çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Hükümetin sanata sponsor olması çirkindir. Sanata kişilerin sponsor olması da çirkindir. Sanayide sanat, sanatta sanayi kadar çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Sanat ticaretinin hileleri çirkindir. Müze sanat pazarlaması, sanat promosyonu, zevk yaratmak, sanat tarihi üretimi çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;İyi bir şey olarak, kesin bir şey olarak sanat çirkindir. Sanatta uyum çağı çirkindir. Sanatta refah işaretleri çirkindir. Sanatta fakirlik işaretleri çirkindir. Sanatta olayların çirkine dönmesi, en çirkin olanların suç ortaklığı ve rızadır. “Neden savaşalım?” ve “yaşam bu” çirkin ifadelerdir. Sanatta konsensüs, kâr, entrikalar, rekabet, konformizm, mülk istismarı çirkindir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sanatta vicdansızlık ve bilinçaltsızlık çirkindir. Çirkinliğin sorumlusu sanatçılardır.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-zJb4zHG5auA/Tt90_Z7fMdI/AAAAAAAAAFY/TexU4mBssro/s1600/2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="211" src="http://2.bp.blogspot.com/-zJb4zHG5auA/Tt90_Z7fMdI/AAAAAAAAAFY/TexU4mBssro/s320/2.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;2&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sanat tarihinin ve doğasının sorumlusu sanatçılardır. Sanat tarihinin doğası şudur: köleliğe boyun eğmiş, emrine amade olmuş güzellik.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sanat tarihçileri sanatçıları şöyle bilir: sihirbaz, büyücü, üstatçı, imajcı…&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Köle, mekanik, zanaat, köle işçi, anonim…&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-UZo4DGynmF0/Tt91OgEbpEI/AAAAAAAAAFg/Oe9UlPe5f40/s1600/3.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="210" src="http://4.bp.blogspot.com/-UZo4DGynmF0/Tt91OgEbpEI/AAAAAAAAAFg/Oe9UlPe5f40/s320/3.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;3&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Her şeyi sırayla ele almaya çalışalım. Sanatçılar konusunda, her zaman doğru olmayan bir şey vardı. Sanatçıların projesi, en azından son seferde, teknik olarak hatalı bir şey içerir, yani, birbiri ile çelişkili üç şey yapmak ister: dâhil olan azınlık için maksimum özgürlük sağlamak, dışlanan çoğunluğu hayatta kalma sınırına dek sömürmek ve bir ortak kültür miti ile ikinci grubun ayaklanmasını engellemek. Bu dolandırıcılıkta sanatçının rolü, “sanatına orospuluk yaptırmayan (para için olmadığı sürece) adam”dan çok daha fazlasıdır. Bu rol bugün olduğu gibi eskiden de büyük ideolojik öneme sahipti: gençlerin isyan etmesini önlemek, onları yatıştırmak, onları konsensüsün kültürel sınırları dâhilinde tutmak. Arthur Rimbaud şairlik mesleğinin tüm diğer meslekler gibi sefil bir şey olduğunu keşfettiğinde tiksinti içinde yerini yurdunu terk edip Afrika’ya gitti. Bir diğer Arthur’un (Cravan) protestosu daha şiddetliydi. Ama inkâr söz konusu olduğunda sanatçıların hafızaları kısa dönemlidir. Geçmiş inkârcıları kültürel ikonlara dönüştürürler, yani onları öldürürler. Sanatçılar kendilerini kurabiye gibi satmayı tercih ederler. Bunda başarılı olmuşlardır. Sanat zevkli bir şey olmuştur. Sanat eğitimi bir banka işine dönüşmüştür. Sanatçılar sosyal basamakları teker teker tırmanmaktadır. Alçak hükümetler kirli savaşlara girişmektedir. İnsan bu konuda ne yapacağını bilememektedir. Sanat eleştirmenlerinin hepsi yozlaşmıştır. Sanat dergileri moda dergilerine karışmaktadır. Her zamankinden daha büyük ve daha cici sanat kitapları yayınlanmaktadır. Müzeler dolup taşmaktadır. Eski isyankâr sanat sözleri ölmüştür. Sanatçılar gittikçe daha fazla, daha büyük, daha hızlı çalışmaktadır. Bazı insanlar hâlâ kitle iletişim araçlarının her şeyi açıklayabildiğini düşünmektedir. Cep telefonları hiç bu kadar meşgul olmamıştır. Bir sürü para ve şampanya dolaşmaktadır. Kitle iletişim araçları sanatçılara aşçılardan daha fazla yer ayırmaktadır. &amp;nbsp; Sanatçılar tenkitçidir, her panele katılırlar. Her şey harikadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Hepiniz sahtekârsınız!&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ExUStqaq7yM/Tt91XssPOsI/AAAAAAAAAFo/117qNFj6V7E/s1600/4.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="211" src="http://1.bp.blogspot.com/-ExUStqaq7yM/Tt91XssPOsI/AAAAAAAAAFo/117qNFj6V7E/s320/4.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;4&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Çirkinliğin yok edilmesi gerek. Yıkım sanatı üzerine eski tez hâlâ yaşamaktadır. Bizi baskı altında tutan ve yeryüzündeki her şeyi çirkinleştiren mevcudun yıkımı hemen yapılması gereken bir görevdir. Ama diyelim ki sokak isyanları hakkındaki bir film yıkıcı bir katkı sayılabilir mi? Elbette hayır. Yıkım sanatı, artık sanat sistemi olan sanatın yıkımına işaret eder ve sanat sistemi büyük siyasi, ekonomik ve sosyal sistemin bir parçasıdır. Gerçekten yıkıcı bir proje için sanatçı tüm topluma karşı yürütülen genelleştirilmiş mücadeleye katılmalı, böylece her tür iktidar yapısı tarafından sanatçı olarak tanınmaya son vermelidir: müzeler, galeriler, sanat fuarları, editoryal kitaplar, ceza mahkemeleri, polis, kitle iletişim araçları, akademi… Bir sanatçı tamamen kabul edilemez, tanınamaz, öngörülemez olmalıdır. Her tür sosyal rolü, öncelikle de her tür maske altında sanatçı rolünü reddetmelidir. Buna reddeden sanatçı rolü de dâhildir. Yıkıcı devrimci eylem Avangard reddediş mitini ve tüm diğer mitlerin, doktrinlerin, ideolojilerin yok edilmesini de kapsar.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Her tür sanat ideolojisine ve tüm diğer çirkinliklere karşı çıkan güzeldir. Güzellik yaşam doluluk demektir ya da en azından böyle bir doluluk amacı gütmek. Bu durumda güzellik fikri özgürlük fikri ile doğrudan bağlantılıdır. Özgürlük tüm sınırların tamamen yok edilmesini içeren yıkıcı bir kavramdır. İnsan özgürlüğü gerçekten arzuluyorsa, o yıkımın içerdiği risklerle, hâkimiyetinde yaşadığımız kurulu düzeni yok etmekten kaynaklanacak her tür riskle yüzleşmeye hazır olmalıdır. Özgürlük, bizim gerçek işe karışma yeteneğimizden bağımsız olarak gelişeceğini umarak sığınabileceğimiz bir kavram değildir. Özgürlük her bireye ve her somut özgürleşme eylemine bağlıdır. Özgürlük kişisel bir gündelik mücadele deneyimidir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu yüzden, özgürlük içinde yaşamak için insanın kendi bireyselliğini geliştirmesi gerekir. Bu durumda, mevcut toplumun aile, eğitim, ordu, iş, sanat sistemi, vs. içeren kurumlarının faydası olmaz. Tam tersine, bireyselliği baskılarlar, silerler, bireyselliğin yerine geçerler. Bireyselliği sosyal rollere indirgerler.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Bireysellik kavramındaki en büyük sorun, onun nasıl yaratılacağına dair reçeteler olmamasıdır. Benzersiz bir insan yaratmak için formüller olsa, elimizde yalnızca sahte bireysellikler olurdu. Bununla beraber temel ilke, gerçek bireyselliğin ancak mevcut toplumun ve çirkinliğinin yıkımı için girişilen eylemler aracılığı ile yaratılabileceğidir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Çirkinliği lağvetme mücadelesi, iktidarı lağvetme mücadelesidir. Özünde, bireylerin sosyal roller ve kurallar olmadan yaşama, hayal edebilecekleri en harika şeylerin hepsini yaşama mücadelesidir. Grup projeleri ve mücadeleleri bunun bir parçasıdır, ama onlar, bireylerin arzularının birbirlerini arttırması ile büyür ve bireyleri boğmaya başladıklarında çözülür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-gXrMml9w1c4/Tt91nZM00FI/AAAAAAAAAFw/rOf8tXaj55I/s1600/5.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-gXrMml9w1c4/Tt91nZM00FI/AAAAAAAAAFw/rOf8tXaj55I/s320/5.JPG" width="258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Çirkinliği bertaraf etmek için, sanatçı işe kendisi ile başlamalıdır, çünkü o yeryüzündeki en çirkin şeylerden biridir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Başlangıçta, sanatçı “evet” deme gönüllülüğünü bertaraf etmelidir. Yüz durumun 99’unda “evet” demek yozlaşmaya, yıldırmaya ve uyuma teslim olmak demektir. Aynı zamanda, bir sanatçı “hayır” deme gönüllülüğünü de yok etmelidir. 1000 durumun 999’unda, “hayır” demek kamufle edilmiş bir “evet”tir, sahte bir protestodur, gizli yıldırma, çıkarların pazarlığa tabi tutulmasıdır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Sonra sanatçı kendi üretimini, profesyonel eylemini, statüsünü bertaraf etmelidir. Sanatçının sanatı manipüle edilebilir bir şey olmakla kalmaz, sanatçının kendisi de manipüle edilmiş bir simge olur ve bu şartlar altında sanatçının ne olduğu, sanatının ne olması gerektiği tartışması toza dönüşür. Bu tartışma her zamanki işin bir parçasıdır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Aynı zamanda sanatçı (sanatçı olmayı bırakan kişi) genelleştirilmiş mücadeleye katılmalı, devlete, kapitale ve burada şu anda yüz yüze olduğu tüm iktidar ilişkilerine saldırmalıdır. Bununla beraber, bu bir partiye, organizasyona ya da ağa katılmak anlamına gelmez. Görev hemen saldırmaktır, ama bazı organizasyonal çıkarlar ya da niceliksel büyüme lehine değil. Özgür bireylerin savunulacak sosyal ya da organizasyonal kimlikleri yoktur. Yapıları her zaman resmi olmayan bir niteliğe sahiptir, bu yüzden saldırdıkları zaman kendilerini savunmak, kendi propagandalarını yapmak için saldırmazlar, herkese saldıran çirkin bir düşmanı yok etmek için saldırırlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-AIxJMD-Lncs/Tt914_ZgDDI/AAAAAAAAAF4/0cFu-uNnTWw/s1600/6.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="289" src="http://3.bp.blogspot.com/-AIxJMD-Lncs/Tt914_ZgDDI/AAAAAAAAAF4/0cFu-uNnTWw/s320/6.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;6&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Belki de bir fikir olarak sanatın sonu gelmiştir. Sonu gelen sanat sistemidir. Tam tersine sanat –bir kavram ve insan aktivitesi olarak- muhtemelen gelecek dönüşümlere açıktır. Ama bu durumda, geleceğin güzel sanatı mevcut sanatçıların çirkin ellerinde değildir. Onlar bu bilinmeyen, hayret verici sanatla yüzleşmeden, sanatçılar kendilerini tamamen yıkmalıdırlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu sorun sanatçıların sorunudur, sanat kurumlarının, eleştirmenlerin, küratörlerin, vs. değil. Sanatçılar, yapmaya cesaret edemedikleri her şey kadar yaptıkları her şey için de sorumlu tutulmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sokakta.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-2746975399050175722?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/2746975399050175722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/12/sanat-sanatclardan-kurtarn-alexander.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/2746975399050175722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/2746975399050175722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/12/sanat-sanatclardan-kurtarn-alexander.html' title='Sanatı Sanatçılardan Kurtarın. Alexander Brener - Barbara Schurz'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XBzXQiI_mho/Tt90pWNFtmI/AAAAAAAAAFQ/m5CFNkqQFm4/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-8465740532067506482</id><published>2011-11-26T10:16:00.004+02:00</published><updated>2011-11-26T10:31:54.481+02:00</updated><title type='text'>Esrar Yasağı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-DQRixqrwBaY/TtCi6oWmI2I/AAAAAAAAAFI/69eZvJda1Iw/s1600/sdv.JPG"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679218258262500194" src="http://3.bp.blogspot.com/-DQRixqrwBaY/TtCi6oWmI2I/AAAAAAAAAFI/69eZvJda1Iw/s320/sdv.JPG" style="cursor: hand; cursor: pointer; display: block; height: 216px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Esrarı yasaklamak için hiçbir zaman tıbbi bir gerekçe varolmadı. eğer ilgili iseniz, bununla ilgili tarihi inceledim, oldukça ilginç bir tarihi var. çok kaba olarak, maddeler tehlikeli sınıflarla ilişkili oldukları için yasadışı ilan edildiler. fakir insanlar, çalışan insanlar. mesela ingiltere'de 19. yüzyılda bir dönem cin yasaklandı, ama viski yasaklanmadı, çünkü cin genelde yoksul insanlar tarafından tüketilirdi. bu crack veya toz için verilen cezalara benziyor. abd'de alkol yasağı'nın (prohibition) ilk yıllarında hedeflerden biri göçmen işçilerdi, new york'un saloon barlarının müdavimleri, bu adamların ensesine binmek gerekiyordu.  new york'ta yaşayan zenginler ne olursa olsun içeceklerdi, bilirsiniz işten çıkıp eve geldiklerinde içmek isterler. peki ya esrar? esrar (marijuana) meksikalılarla beraber geldi ve ilk esrar yasakları güneydoğu'daki eyaletlerde başladı. new mexico, ardından utah ve diğerleri, bu yasaklar özellikle meksikalıları hedef alıyordu. esrar, alkol yasağı'nın bitmesinden kısa bir süre sonrasına kadar yasadışı değildi. alkol yasağı sona erdiğinde dev bir narkotik bürosu vardı ve bir işe yaramaları gerekiyordu. ve birden esrarın size bütün kötü şeyleri yapacağını keşfettiler. bu konudaki senato kayıtları gerçekten şaşırtıcı. amerikan tıp kurumundan bir temsilci var ve ellerinde bu yönde hiçbir tıbbi delil olmadığını söylüyor. susturuldu, itham edildi, ondan bir şekilde kurtuldular. sonra başka birini buldular, temple üniversitesinde ders veren ve marijuana ile köpekler üzerinde araştırmalar yapan bir farmakolog buldular. bu adamı getiriyorlar ve o da köpeklere marijuana verdiğinde köpeklerin çıldırdığını söylüyor, düşünün işte, akla gelebilecek her şeyi yapıyorlardı. ve sonra, bir senatör veya öyle biri, bu adama bir soru soruyor, esrarı hiç insanlar üzerinde denedin mi diye soruyor. o da evet, kendi üzerimde denedim diyor. peki, ne oldu diye sorulunca da, bir akbaba oldum ve odanın içinde uçtum diyor. ve tabi; aman tanrım, bu berbat bir şey, insanları delirtiyor. diyorlar hep bir ağızdan. ve kongre esrarın insanları delirttiğini açıklıyor. ama sonra bir şey oldu. savunma avukatları buradan bir fikir yürüttüler; tamam biz bunu bir cinnet savunması olarak kullanabiliriz. böylece bir adam 3 polisi öldürdüğünde, avukatı olayın öncesinde marijuana aldığını ve cinnet geçirdiğini, bu yüzden de müvekkiline bir şey yapamayacaklarını söylüyordu ve insanlar marijuana kullandıkları iddiası ile polis öldürmek gibi suçlardan alacakları cezalardan kurtulabiliyordu. işte bu yüzden aniden esrarın insanları delirtmediğini keşfettiler. kongre, pardon, esrar sizi delirtmez, çünkü bu mevzudan kurtulmak istiyoruz; kararına vardı. bir sonraki fikir, esrarın bir geçiş uyuşturucusu olmasıydı, onu kullanırsınız sonra başka bir maddeye geçersiniz. bu yönde hiçbir kanıt yoktu, ama buna karar verdiler. sonra 50'lerin başında başka bir şey oldu. marijuana, amerikan halkını zehirlemek ve yok etmek için kızıl çinliler tarafından abd'ye getiriliyordu. işte bu yüzden esrarı durdurmalıydık. ve bu minvalde devam etti. marijuana kullanımının zirvesi 70'lerdeydi, ama onlar zengin çocuklardı, bu nedenle hapse atılamazlardı. sonraları ciddi şekilde suç kapsamına alındı, biliyorsunuz, yoksul insanlar söz konusu olduğunda bu yüzden hapse gönderebiliyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-8465740532067506482?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/8465740532067506482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/11/esrar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/8465740532067506482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/8465740532067506482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/11/esrar.html' title='Esrar Yasağı'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-DQRixqrwBaY/TtCi6oWmI2I/AAAAAAAAAFI/69eZvJda1Iw/s72-c/sdv.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-9133022017419526730</id><published>2011-10-07T12:19:00.006+03:00</published><updated>2011-10-08T10:22:59.189+03:00</updated><title type='text'>Persona</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-AOt9UIOluAk/To8ENPmVoPI/AAAAAAAAAEk/ZKYqCTOys_k/s1600/hi_again_by_alasis-d4as7dr.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 225px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-AOt9UIOluAk/To8ENPmVoPI/AAAAAAAAAEk/ZKYqCTOys_k/s320/hi_again_by_alasis-d4as7dr.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660747882200146162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;"Persona, Latince kökenli bir sözcüktür ve maske demektir. İçinde yaşadığı toplumla çatışmamak, uyumlu yaşamak ve takdir görmek için gösterilen bütün bilinçli davranışların toplamı olan persona, bireye ait birçok şeyin bastırılmasını da gerektirmektedir. Persona bir çeşit sosyal maskedir. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;İnsanın gündelik hayatta birden fazla sosyal maskesi olabilir. İş ortamındaki personası, evindeki personası, siyasetteki veya aşktaki personası vb. İnsanın bastırılan bilinçdışı materyali dışa vurmadan, bilinçli bir şekilde tutum alması onun toplumda kabul ve onay görmesini sağlar. Ancak zaman içinde, bireyin gölge yanıyla yüzleşmemesi, bilinç dışındaki 'gerçekliği' ile personası arasında bir uyum ve denge yaratamaması ciddi bir takım problemlere yol açabilir. Bu durumdaki birey kendine karşı derin bir yabancılaşma içine girer. Uzun süre maskelerle dolaşan insan bir süre sonra kendi yüzü ve maskesi arasındaki ayrımları göremez hale gelir. Maske artık yüzüne yapışmıştır. Bu durumda kendi gerçekliğini maske mi temsil ediyor yoksa maskenin altında saklanan 'gerçek kendi'si mi? Bu denli personanın tahakkümü altına giren öznelerin ruhsal yaşantılarında ve toplumsal ilişkilerinde ciddi komplikasyonların ortaya çıkması muhtemeldir. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Egonun persona ile özdeşleşmesine 'şişme' denir. Böyle bir insan, rolünü çok başarılı oynaması sonucu kendine aşırı önem verir. Bununla da yetinmez, bu rolü diğer insanlara da yansıtır ve onların da aynı rolü oynamasını ister. Otorite durumuna geldiğinde kendisiyle birlikte çalışanları bunaltır, ana ya da baba olduğunda çocuklarından çok fazla şey bekleyerek onların ruh sağlığının bozulmasına neden olur. Yasa ve gelenekler 'grup persona'sını simgeler. Bireyin kişisel ihtiyaçlarını bir yana iterek, tüm grup üyelerini belirli normlara uygun ve birbirine benzer biçimlerde davranmaya zorlar.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Ego şişmesi kişinin aşağılık duygularına kapılmasına neden olur. Geliştirdiği amaçlara ulaşamadığından kendisini yetersiz görür, çevresine yabancılaşır ve yalnızlık çeker. Jung, toplumda önemli başarılar kazanmış birçok kişiyi klinikte izleme olanağı bulmuş ve bu insanların nasıl boşluğa ve anlamsızlığa düştüklerini gözlemlemişti. Bu insanlar tedaviye başladıktan sonra, o güne kadar kendilerini aldattıklarını ve gerçekten ilgilenmedikleri şeylerle ilgilenir görünmüş olduklarını fark etmişlerdi. Tedavinin bir amacı da personayı söndürmek ve insanın gelişememiş yönlerinin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır."&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-9133022017419526730?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/9133022017419526730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/10/persona.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/9133022017419526730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/9133022017419526730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/10/persona.html' title='Persona'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-AOt9UIOluAk/To8ENPmVoPI/AAAAAAAAAEk/ZKYqCTOys_k/s72-c/hi_again_by_alasis-d4as7dr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-6083491084104537240</id><published>2011-06-19T14:19:00.002+03:00</published><updated>2011-06-19T14:20:18.262+03:00</updated><title type='text'>Bir mermer yalnızca binlerce yıl yaşar.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-T1JjXUszbPk/Tf3bYhGD1iI/AAAAAAAAAEQ/-kWFAkjo678/s1600/139.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 312px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-T1JjXUszbPk/Tf3bYhGD1iI/AAAAAAAAAEQ/-kWFAkjo678/s320/139.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619889124275377698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;güneşi matrix düzeniyle büken gözlerin bakıyor&lt;br /&gt;üzerimdeki doluluğa boşaltıyor ve hafifleyecek yerde ağırlaşıyorum&lt;br /&gt;-zamanca savaşıyorsun-&lt;br /&gt;murathan mungan şiiriyle örselenmiş bir çocuk büyüyorum&lt;br /&gt;gülerken çıkardığın sesleri de o yüzden kıskanıyorum&lt;br /&gt;içimden alay ediyorum dudaklarımdan geliyor en felaket kan&lt;br /&gt;  bütün dünyayı&lt;br /&gt;    şaşırtıyorsun ellerinle&lt;br /&gt;görüyorsun artık kadın ırkına annemmiş bakıyorum.&lt;br /&gt;mermerler allaha çıkıp senin suretine  bürünmek&lt;br /&gt;istediklerini söylüyorlar da telaşlanıyorsun çünkü bir mermer yalnızca binlerce yıl yaşar.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-6083491084104537240?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/6083491084104537240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/06/bir-mermer-yalnzca-binlerce-yl-yasar_19.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6083491084104537240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6083491084104537240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/06/bir-mermer-yalnzca-binlerce-yl-yasar_19.html' title='Bir mermer yalnızca binlerce yıl yaşar.'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-T1JjXUszbPk/Tf3bYhGD1iI/AAAAAAAAAEQ/-kWFAkjo678/s72-c/139.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-6523738080340014655</id><published>2011-06-09T17:20:00.009+03:00</published><updated>2011-06-17T13:55:50.328+03:00</updated><title type='text'>"İğrenç adamlarla kısa görüşmeler"</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Zq9c6juj6FY/TfDYknrVbiI/AAAAAAAAAEA/swn-aNxiWxM/s1600/ode%2Bto%2Bthe%2Bsun.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 31px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Zq9c6juj6FY/TfDYknrVbiI/AAAAAAAAAEA/swn-aNxiWxM/s320/ode%2Bto%2Bthe%2Bsun.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616226858968641058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;-Gün boyu ne yaparsınız?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;-her günü 13 saat eksik yaşıyorum. kalan saatlerde de ya uyuyorum ya da yorgunum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;*hayatınızı güzelleştiren bir şeyler var mı?&lt;br /&gt;*hayatımı güzelleştiren üç şey var. underground food collective, uyumak bir de onların tüme gidimi olan uykumda ve yemek yaparken&amp;amp;yerken kendimi çektiğim videolarımı izlemek -tek mutlu olduğum anları-. ama şimdi uykularımı ve videolarımı siktir et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-underground food diye duyunca bir an yöresel yemek heralde diye çevirdim içimden. underground yemek mi olur?&lt;br /&gt;-Yemeğe gel. bu topluluk hayvanları keserek besleniyor. nasıl olduğunun önemi yok. bence önemli olan kimi yediğimizi bilmemiz. hayvan nasıl kesilir bilmiyorsanız cellatları olmayan krallara dönersiniz. diyanet işleri size çevre temizliği ve ekolojik dengenin korunması için tedbirlerin alınması gerektiğini söyler. teşekkür ederiz. ne gerek var? hayvanın gözlerini bağla. yere yatır. boğazında yemek, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı var, bu dört damardan üçü bir anda kesilmeli. işin eğlenceli kısmı: hangi üçünü keseceğiniz. mideler bulanır. siz ırkçı değil misiniz? birbirinizi kesip yememenize rağmen diğerlerimizi kesip yiyorsunuz. yeterince empati kuramıyor musunuz? eminim yamyamlar kimsenin arkasından konuşmuyorlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*anlıyorum. sizce uyguladığınız en saçma rutininiz ne?&lt;br /&gt;*güneş gözlüğümü takıp televizyonun parlaklığını artırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne tür müzik dinlersiniz?&lt;br /&gt;-çocuğum için "Baby Einstein: Lullaby Classics", kendime "100 türkçe pop" albümü. yemem yediririm, içmem içiririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Nasıl kadınlardan hoşlanırsınız?&lt;br /&gt;*ben yarınını düşünen biri değilim ama yarınını düşünen biriyle olmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Paz de la huerta'yla bir ilişki yaşamıştınız, onunla ilgili en çok neyi özlüyorsunuz?&lt;br /&gt;-o yürürken kalçalarını takip edebilmeniz için kafanızı sağa sola çevirmeniz gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İş hayatınızda karşılaştığınız en ilginç olay nedir?&lt;br /&gt;*bir müşterim demişti ki: artık bana gülme de yetkisi olan gerçek suratınla konuşayım. hani şu işçilerine hitap ettiğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-hayallerinize kavuşabildiniz mi?&lt;br /&gt;-Sayılır, büyüdükçe carl saganlaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*evinizde çok fazla kafes var, neden?&lt;br /&gt;*tutsak edilebilen her şey tutsak edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Doğaüstüne inanır mısınız?&lt;br /&gt;-halay çeken adamlar davula topuklarıyla vururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*hiç kendinizi özel hissetiğiniz oldu mu?&lt;br /&gt;*öldükten sonra bir süre hissedeceğimi düşünüyorum. kemiklerimiz, sevdiklerimizin putlarına dönüşecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-hayatınızın sıradan olması sizi sıkar mıydı?&lt;br /&gt;-tek rengin çözünürlüğü bozulmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*bazen beni dinlemeyip yokmuşum gibi davranıyorsunuz. başka şeylerle ilgileniyorsunuz? ne yapıyorsunuz?&lt;br /&gt;*insanlığın fişini arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-diyelim ki düşünce okuyabiliyorsunuz. biri annenize tecavüz etmeyi düşünse ne yapardınız?&lt;br /&gt;-adamın koltukaltlarını kesip deodorant sıkardım. modern dünyanın yaraya tuz basması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*çocukluğunuza dair en çok neyi özlediniz?&lt;br /&gt;*karamuratın mukavemetini özledim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;-Teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;-Bu filmin ananızı siktiğim kısmını henüz görmediniz. ağızını özlemle kucaklıyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-6523738080340014655?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/6523738080340014655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/06/igrenc-adamlarla-ksa-gorusmeler-1.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6523738080340014655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6523738080340014655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/06/igrenc-adamlarla-ksa-gorusmeler-1.html' title='&quot;İğrenç adamlarla kısa görüşmeler&quot;'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Zq9c6juj6FY/TfDYknrVbiI/AAAAAAAAAEA/swn-aNxiWxM/s72-c/ode%2Bto%2Bthe%2Bsun.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-3270157041263717876</id><published>2011-04-26T19:29:00.007+03:00</published><updated>2011-05-31T15:52:00.311+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maaş Günü'/><title type='text'>Fırsat buldukça tırnaklarımla ben hayatta hamlettim</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ThGbrLjlgGM/Tbbz3lYThJI/AAAAAAAAADs/iIzTB8yu80g/s1600/alcohol_by_TheBugaj.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ThGbrLjlgGM/Tbbz3lYThJI/AAAAAAAAADs/iIzTB8yu80g/s320/alcohol_by_TheBugaj.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599931322934199442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;buradaki dağların hikayesi şuydu&lt;br /&gt;dağınıklardı, kaşları kanıyordu&lt;br /&gt;ama şimdi&lt;br /&gt;sıra dağların sırada olmasının nedeni&lt;br /&gt;bedeni&lt;br /&gt;üzgünüm çünkü ağızıma sığdıramıyorum sınırsız içki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyununa çelik düşsün de bu giyotinleri ağır yapıyor fransızlar -allahsızlar-&lt;br /&gt;nezaketen ölmeli bazı insanlar var&lt;br /&gt;en yakın uçak çok uzak oyuncak&lt;br /&gt;hayır lenslerim bozulmuyor, bu şehrin bokehsine yağan kar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen bana bilinçli olarak dokunan ilk kişisin&lt;br /&gt;öyle hediyelik eşya satan bir hediyelik eşya gibi&lt;br /&gt;duruyorsun taburesinde en sanatlı sinema filmlerinin&lt;br /&gt;ağzını sildiğinde bu bir ikna etme parodisiydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kahır düğmesine basınız bugün&lt;br /&gt;yetmeyenle yeter artık arasına uzatıp sakallarımı,&lt;br /&gt;cennetin mekdanıs kapısına doğru bekliyorum&lt;br /&gt;kusuyorum arabeske gönül vermiş zenci komünü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duramasın otobüsler bütün durdakları ört&lt;br /&gt;rahat değiliz ki bize baharı getört  -getörtıl-&lt;br /&gt;seyir sonu katım hizmetinizde&lt;br /&gt;hem kahinim hem şair her şeye dair&lt;br /&gt;kanımı emsin diye giydiğim bu tişört&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boğazımdan geliyor enfelaket yeminlerimiz&lt;br /&gt;halk devletin malı anlamında karısıdır&lt;br /&gt;direklere ellerimiz, burunlara sümüklerimiz&lt;br /&gt;her akşam iş çıkışında tutunmaya çalışır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-3270157041263717876?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/3270157041263717876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/04/frsat-buldukca-trnaklarmla-ben-hayatta.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3270157041263717876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3270157041263717876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/04/frsat-buldukca-trnaklarmla-ben-hayatta.html' title='Fırsat buldukça tırnaklarımla ben hayatta hamlettim'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ThGbrLjlgGM/Tbbz3lYThJI/AAAAAAAAADs/iIzTB8yu80g/s72-c/alcohol_by_TheBugaj.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-3754833220387972259</id><published>2011-02-24T23:15:00.003+02:00</published><updated>2011-03-31T01:43:27.594+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-eknAM6qD3OQ/TWbK2M7l6dI/AAAAAAAAADk/QWjiXRSVVKc/s1600/Dostoyevski.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 170px; height: 254px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-eknAM6qD3OQ/TWbK2M7l6dI/AAAAAAAAADk/QWjiXRSVVKc/s320/Dostoyevski.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577368221077858770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"seni sevdiğim için eziyet ediyorum, sakın aklına başka bir şey gelmesin."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-3754833220387972259?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/3754833220387972259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/02/seni-sevdigim-icin-eziyet-ediyorum-sakn.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3754833220387972259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3754833220387972259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/02/seni-sevdigim-icin-eziyet-ediyorum-sakn.html' title=''/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-eknAM6qD3OQ/TWbK2M7l6dI/AAAAAAAAADk/QWjiXRSVVKc/s72-c/Dostoyevski.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-8166491391004684225</id><published>2011-02-17T00:04:00.007+02:00</published><updated>2011-05-03T00:09:56.370+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maaş Günü'/><title type='text'>Ney maşallah amına koyayım?</title><content type='html'>tişörtünün yakası merkez bankası&lt;br /&gt;pazar, bir pazartesi oyunu mudur&lt;br /&gt;erken öten orospu horozu&lt;br /&gt;pazartesi, bir pazar oyunu mudur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün ışığı gün aşırı artı tepenin arkası&lt;br /&gt;çok cazip fiyatlara fanlar ve pan&lt;br /&gt;tolonlarım aşağı iniyor eller yukarı&lt;br /&gt;eller ileri geri aşağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boşalıyor saat, sabahın domaldığı an&lt;br /&gt;haşarı haşereler basıyor( asere he ha de he) her taraf kan&lt;br /&gt;cık dolmuş dolmuşun içinde bazı kızlar&lt;br /&gt;çok güzel oluyor yazılıyor kurutuluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"oha uykum kaçtı deyip uyudun mu"&lt;br /&gt;devlet gibi kibarsın:&lt;br /&gt;-park etmeyiniz&lt;br /&gt;-sigara içmeyiniz&lt;br /&gt;-çimlere basmayınız&lt;br /&gt;-seks yapmayınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yatmadan önce 60 faktör edebiyat yağı sür&lt;br /&gt;sonra odama gel 312 numaradayım&lt;br /&gt;saçlarım olanca kuvvetiyle gür+-/xhür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni öldürmek için bu şehre nükleer bomba&lt;br /&gt;atmayınız yazık bütün insanlara&lt;br /&gt;312 numaradayım gelip kıvırsanız serumumun hortumunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hey maşallah! diyorsun yüzüme bakıp&lt;br /&gt;ney maşallah amına koyayım?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-8166491391004684225?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/8166491391004684225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/02/ney-masallah-amna-koyaym.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/8166491391004684225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/8166491391004684225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/02/ney-masallah-amna-koyaym.html' title='Ney maşallah amına koyayım?'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-7675043882643136918</id><published>2011-02-03T00:51:00.006+02:00</published><updated>2011-04-30T15:14:35.495+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İllegal'/><title type='text'>Geniş yatak ablukada</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TUngREdhK1I/AAAAAAAAADY/pSzgmAfMjxY/s1600/melankolia_by_yunyunsarang.png" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TUngREdhK1I/AAAAAAAAADY/pSzgmAfMjxY/s320/melankolia_by_yunyunsarang.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5569228998080277330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; "&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;‘böyle hafif yorgunsun dalıyorsun uzaklara, sonra dalgınlıktan çıkıyorsun kendine bakıyorsun, dalmışsın falan, sonra kendine bakarak dalıyorsun… öyle bir şey…’ dedi yerden aldığı çarşafı dizine koyarken. Tütünü iki parmağının arasından çarşafın üstüne damlattı. üstüne de kubarı. Öbürü bu olayı ilk kez hayranlık ve ölümle izliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;‘nihayet karşımdaydı. Ekranlarda gördüğümden çok daha farklıydı. Bir kere canlıydı. Sallanışı dünyadaki tek gerçek şey gibiydi. O kadar basit bir şeyin nasıl böyle bir istek uyandırabildiğini anlayamıyorum.’ Yalanmış kağıdı rulo yaptı, güzelce yapıştırdı. Çarşafın kartonundan biraz kesip zıvana yaptı ve ruloya ekledi. Filtre. Ağzına götürdü ve yakmadan önce tek kaşını kaldırıp onay ister gibi karşısındakine baktı. Yaktı ve derin bir nefes çekti. Çıkan ses.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;‘insan inanamıyor. O kadar yıl hayalini kuruyorsun. Sonunda senin olunca aslında ne kadar basit bir şey olduğunu fark ediyorsun. Ama sonra iki gün daha ayrı kalıyorsun, sanki yine elde etmesi imkansızlaşıyor. Bir yandan da bir gurur hissi ki eksiksizsin. Dokunmaya, onun hakkında konuşmaya utanıyorsun. Ama bir kere dokunmaya başladığında arkası geliyor tabi. Tutamıyorsun kendini. Odanın ortasında dolanıyor sanki hiçbir şey yokmuş gibi. Nasıl dolanır? Çırılçıplak. çırılçıplak açık perdeler?’ Dumandan gözlerini kıstı. Sigarayı dekor olarak görüyordu. Film sahnelerine çok özenirdi. İçerken herşey filmlerdekine benzesin isterdi. Kül tablasına koyup tablayı ileriye doğru ittirdi. ‘bir adam vardı. Yine böyle oturduk takılıyoruz. Otuz beş yaşlarında falan. Bir şey anlatıyorum, adam lafın ortasında kalkıyor cama gidiyor. Bacaklarını ovuyor, tekrar karşıma oturuyor. Tam birkaç cümle daha ediyorum tekrar kalkıyor cama gidiyor, parmak uçlarında yükseliyor. Ovuşturuyor. Sonra gelip oturuyor. Bu böyle devam edince lan dedim nedir bu, bir şey anlatıyoruz ne demeye kalkıyorsun ikide bir. Abi diyor, ben artık ayaklarımı hissetmiyormuş gibi oluyorum. Ayaklarımı tekrar hissetmek için kalkıyorum. Adamın kafasına nasıl girmiş görüyor musun. Biz burda anca yorulalım, uzaklara dalalım. Salak salak gülelim. Şeyi hatırlıyo musun, o kafayla süpürgeye su dolduracaktık da suyu aç diyeceğine çalıştır demiştin. İnsan buna iki saat güler mi? Neyse, memelere döneyim. İnsan inanamıyor. Nasıl böyle dayanılmaz bir istek. İntihar etmek gibi. Edeceksin ama acı çektirdikten sonra geri dönebileceksin. Dönüp de "gördünüz mü" diyeceksin. Ben ölürsem ne hale gelirsiniz. Bunu tatmalarını istersin ama ölümüne korkarsın intihar etmekten. Ölümüne?' sigara sırası tekrar ona gelmişti. Küllüğü kendine doğru çekti. Eskiden annesi dolma sararken, ona yardım ederdi. Oradan gelen bir el alışkanlığıyla öyle güzel sarardı ki. Fırlatsan açılmazdı sigara. Parmaklarının arasına aldı, sönmüş sigarayı tekrar yaktı. Yine film sahnesi. Bu sefer gözler kısık. Diğer elinde bir tabanca hayal etti. Yerde eğilmiş yalvaran gözlerle bakan bir adamın kafasına doğrultulmuş tabanca. Kendi kafasında kar maskesi var. adamın gözlerini sigara dumanıyla kutsuyor. İkinci nefesi tavanı kutsamak için kullanıyor. Nefesiyle kutsuyor. Ol dediğinde aslında öl demek istiyor. Türk.çe. şifreyi Türkçe veriyor tanrı. Baştan söylüyor ne olacağını. Ol demiyor gerizekalılar. Öl diyor. ‘öyle güzel ki avuçlarımın arasından, taşıyor. Daha fazla parmağım olmadığı için üzülüyorum. Kör olmadığım için üzülüyorum. Kör olsam daha iyi hissederim. Gözlerimi kapıyorum. Daha iyi hissediyorum, daha iyi duyuyorum.’&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu yazıya memelerin dahil değildir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;“Güzelce evlenirsek iyi olur.”&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-7675043882643136918?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/7675043882643136918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/02/genis-yatak-ablukada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/7675043882643136918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/7675043882643136918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/02/genis-yatak-ablukada.html' title='Geniş yatak ablukada'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TUngREdhK1I/AAAAAAAAADY/pSzgmAfMjxY/s72-c/melankolia_by_yunyunsarang.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-8920926877795759410</id><published>2011-01-18T20:05:00.004+02:00</published><updated>2011-04-15T01:45:13.303+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Göt deliği anne şefkati</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TTXWeY_rgTI/AAAAAAAAADA/qe0YYkkQ2xs/s1600/klozet.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TTXWeY_rgTI/AAAAAAAAADA/qe0YYkkQ2xs/s320/klozet.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563588732280078642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;toptan gece kondum, eski sevgilinin hediyesiyim. sabah 6 ile 8 arası dünyayı da kurtarıyor olsam bile durup, koşan; ısınmamış insan performansını şurup bulantısı niyetine izlerim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;traş oluyorum. taşşaklarımdan gelen traş losyonu kokusu. taşşaklarım bugün bu kokuyu hakediyor. taşşak demeyi, utandığımdan çok seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ben, bu ülkenin dişişleri bakanıydım. sıçarken çekilmiş gizli görüntülerim internete yayıldığı için istifa etmeye zorlandım. sıçarken de zorlanmıştım. heralde suratımın aldığı şekil falan. halbuki niye birbirimizin görebileceği şekilde sıçmıyoruz. bence birlik ve dayanışmayı en çok birbirimizin yanında sıçarsak sağlayabiliriz. güven ortamı ancak öyle oluşabilir. yanımızdaki insanın göt deliğinden daha fazlasını bilebilir miyiz? kimsenin düşüncelerini okuyamayız ki güvenelim. o yüzden göt delikleriyle yetinmesini bilmeliyiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bokun doğal ortamı göt deliği midir tuvalet deliği mi? yani göt deliği anne şefkati.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-8920926877795759410?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/8920926877795759410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/01/got-deligi-anne-sefkati_18.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/8920926877795759410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/8920926877795759410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2011/01/got-deligi-anne-sefkati_18.html' title='Göt deliği anne şefkati'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TTXWeY_rgTI/AAAAAAAAADA/qe0YYkkQ2xs/s72-c/klozet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-7995320265548854063</id><published>2010-11-19T13:30:00.013+02:00</published><updated>2011-05-03T00:10:11.721+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maaş Günü'/><title type='text'>Hep</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOZhA9pVh5I/AAAAAAAAABY/bCX4DAFAdGQ/s1600/drink_by_hep.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOZhA9pVh5I/AAAAAAAAABY/bCX4DAFAdGQ/s320/drink_by_hep.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541223060701808530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 150%"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"&gt;hasetin bana olan kemiklerini kim kırdı&lt;br /&gt;kasetin ağzına sürdüm kalbimin bandını&lt;br /&gt;hepimiz çakalız, 90's'ı "doksans" diye okuruz&lt;br /&gt;cesedin fona dolan sesleri böyle yırtıldı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:150%"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:black; mso-fareast-language:TR"&gt;fesadın solu morarır geleceği kangrenim&lt;br /&gt;hesabın polar gibi sürtünmeden cebin ısınır&lt;br /&gt;türkçeyi tanırım melihçiğim olmaz melihciğim&lt;br /&gt;kitabın solar ışıklarında dişlerim kamaşır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimizin hasedi kasteder cesedimize&lt;br /&gt;hesabın fesadı kitabıdır türkçenin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-fareast-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:150%"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:black; mso-fareast-language:TR"&gt;ve bir gün senin yanında intihar etmek isterim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-7995320265548854063?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/7995320265548854063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/11/hep.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/7995320265548854063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/7995320265548854063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/11/hep.html' title='Hep'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOZhA9pVh5I/AAAAAAAAABY/bCX4DAFAdGQ/s72-c/drink_by_hep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-9027408740143091064</id><published>2010-11-13T11:09:00.018+02:00</published><updated>2011-04-30T15:10:20.379+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kemik Çerçeve'/><title type='text'>Katarzyna Widmańska</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TN5V5mVyaeI/AAAAAAAAABQ/n671JLkRWys/s1600/afili.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 209px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TN5V5mVyaeI/AAAAAAAAABQ/n671JLkRWys/s320/afili.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538959039745124834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Milan kundera, Toulouse-Lautrec için "fotoğraf makinesinin çok fena rakibi" der. ben de bunu duyduğumda "hangi fotoğraf makinesinin?" diye sormuştum. ama o sırada milan yanımda olmadığı için cevaplayamamıştı. daha sonra milan'la görüştüğümde de sormak aklıma gelmedi. yine de bugün bunun cevabını buldum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Toulouse-Lautrec, Katarzyna Widmanska'nın fotoğraf makinesinin rakibidir. hiç gerekmediğine inansam da belirteyim: Katarzyna Widmanska 1978 yılında Krakov, Polonya’da doğmuş bir fotoğraf sanatçısı. Widmanska, doğal olarak çok ilginç. Carroll'un Alice Harikalar Diyarında'sı için yaptığı fotoğraf çekiminin "hazırlıkları" birkaç yıl sürmüş ve 2008'de hayata geçirilmiş. çekimlerinin kostüm tasarımlarıyla da ilgilenen Widmanska, 19. yüzyıla dair öyle şeyler yaratmış ki fotoğrafın sanat olarak da yapıldığını tekrar hatırladım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;beni en çok etkileyen "Melankolinin Anatomisi(ANATOMIA MELANCHOLII)" isimli çekimi, yalnızca ölülerin görebileceği türden rüyalar gibi. çıplak ve yarı saydam vücutlar pencere kenarlarında, ayna karşısında, yatakta ve masanın üstünde intihara meyilli bir melankoliye terkedilmişler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eserleri için;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;http://widmanska.com/&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Polakça biliyorsanız da takip için;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;http://blog.widmanska.com/&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-9027408740143091064?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/9027408740143091064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/11/katarzyna-widmanska.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/9027408740143091064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/9027408740143091064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/11/katarzyna-widmanska.html' title='Katarzyna Widmańska'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TN5V5mVyaeI/AAAAAAAAABQ/n671JLkRWys/s72-c/afili.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-6535675646582629184</id><published>2010-11-11T17:26:00.014+02:00</published><updated>2011-04-15T12:55:48.211+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Underground'lukta ferahlık vardır</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TNwO0VzeBVI/AAAAAAAAABI/WkVK6w79hO0/s1600/Underground_Hominid_by_tavari.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 288px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TNwO0VzeBVI/AAAAAAAAABI/WkVK6w79hO0/s320/Underground_Hominid_by_tavari.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538317934127875410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ben yerin altındayım ve 4. kattaki yakışıklı çocuğun intihar etmiş haliyim. burnumun şekline bakma. burnumun içine bak. asıl pürüssüzlük orada. bak, burnumun içinden küfür tamlamaları çıkıyor. anasının amını yarrağını sikeyim. dünya cetvellerini geçiyor küfürlerim. güya hareket parıltı katıyor bedenime. kronik bir yorgundan uçak kaldırmasını istiyorsunuz. bir yahudi kızın kasık kıllarının betimlenmesi heyecanlandırıyor beni. ve nicholai ile sevişmeleri.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;yerin altında gece ve gündüzün bir önemi yok. yerin üstündeki gündüzse çalışma saatlerini belirliyor. sabah sekizden akşam sekize kadar çalışıyorum. çok önemli bir işim yok. insanları sevdikleri insanların gözünde kahraman yapmaya çalışıyorum. örneğin bir müşteri bana geliyor. bir kadını çok istediğini ama elde edemediğini söylüyor. ben gidip bu kadını taciz ediyorum. o da tam o anda çıkıp bir güzel ağzımı burnumu kırıyor. kadın kahramanının kollarına düşüyor. ya da şöyle yapıyoruz. ben kadını beğeniyorum. yanına gidip birazdan onun için dayak yiyeceğimi söylüyorum ve adam gelip beni dövüyor. kadın adam yerine benim rahatsızlığıma aşık oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fas, Cezayir, Tunus karşımda diziliyorlar. dizleri ve avuçiçleri kana bulanmış. birileri onların ayaklarını birbirine bağlamış ve hepsi bir anda düşmüşler. bana yaraların gösteriyorlar. yer altına inmek istiyorlar. 'yerin altında yangın var, buna ne demeli bilemem, -git söndür'. kendi intiharıma ve onların katledilmelerine çare arıyorum. iyon denizine taşınıyor rüzgarımız. ve hakkımız olan tek şey sıcak hava dalgasıyla bizden çalınıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kompresör suratıma boya püskürtüyor. ağzım boyayla doluyken nefes verince boya ağzımda bir balon oluşturuyor. balon büyüdükçe şeffaflaşıp içimi gösteriyor. benim dişlerim iki sıradır. üst damağımda bana göre sol size göre sağ taraftaki kesici dişimin arkasında bir diş daha var. hiçbir işe yaramıyor. evrimle ilgili bilgimden şüphe duyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-6535675646582629184?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/6535675646582629184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/11/undergroundlukta-ferahlk-vardr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6535675646582629184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6535675646582629184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/11/undergroundlukta-ferahlk-vardr.html' title='Underground&apos;lukta ferahlık vardır'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TNwO0VzeBVI/AAAAAAAAABI/WkVK6w79hO0/s72-c/Underground_Hominid_by_tavari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-9094700661756937114</id><published>2010-10-22T23:06:00.014+03:00</published><updated>2011-05-04T17:36:16.303+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Metin Abi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TMHu46GEIQI/AAAAAAAAAA4/tUBEORJVjY0/s1600/24_-_TANJUDERG___-_8.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530964478822457602" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 255px; cursor: pointer; height: 320px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TMHu46GEIQI/AAAAAAAAAA4/tUBEORJVjY0/s320/24_-_TANJUDERG___-_8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eğilen göğüslere bakacağıma eğilen göğüslere eğilen gözlere bakıyorum. otobüs boşalıyor. içindeki insanlar iniyor yani. yanımdaki kız üşüyor. "vereyim mi?" diyorum. boş boş bakıyor. "montumu yani" diyorum montumu göstererek. türkçe ilginçliğini hiç kaybetmiyor. sabahın köründe milyonlarca insan çalışmaya gidiyor. karıncalardan farkımız tarzımız. ofisin çaycısı metin abi biniyor otobüse. bir çaycının görevleri asla çayla sınırlı kalmaz. görevinin dışında da işlevleri olan çoğu şey gibi çaycının da çay yapmak dışında bir takım işlevleri vardır. çaycı evde karısıyla sevişir, canı çocuklarını bir arabaya doldurup pikniğe götürmek ister. iş yerinde yerleri paspaslar. bayramda güzelce giyinip komşuları ziyaret etmek ister. iş yerinin çatısı akıyorsa onu tamir etmeli veya akan suyu kaplar yardımıyla toplamalıdır. çaycı haftasonları evde yatıp televizyon izlemek ister. iş yerinde haftasonları mutlaka çaya ihtiyaç vardır. metin abi bazen sekreterlik de yapar, ürünleri de tanıtır. çocuklarının ödevlerine yardım etmek ister, yapamayınca çocuklarına sinirlenir, belki döver. çaycı metin abi sabahları erkenden mağazayı açar. rüyaları hep yarım kalır. belki rüyasında yeni işe alınan kızı görmektedir. ya da yatağı çok sıcak, evi çok soğuktur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;metin abinin aklından geçenin anca bu kadarını okuyabiliyorum. bağlarda inip simitlerimizle şirkete doğru yürüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-9094700661756937114?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/9094700661756937114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/10/metin-abi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/9094700661756937114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/9094700661756937114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/10/metin-abi.html' title='Metin Abi'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TMHu46GEIQI/AAAAAAAAAA4/tUBEORJVjY0/s72-c/24_-_TANJUDERG___-_8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-2560709383763671464</id><published>2010-10-08T17:29:00.010+03:00</published><updated>2011-04-30T15:15:43.782+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneyimsel'/><title type='text'>Vitaminsiz</title><content type='html'>&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TK8q99fRCCI/AAAAAAAAAAw/rVUYp8cKfN0/s320/811973_2010-09-19_lb.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525682511772977186" border="0" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1. RayBan Wayfarers, rayban, Sungl, in eyewear&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2. oversized sweater, vintage, mom's old sweater, in sweaters&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3. jeggings, H&amp;amp;M kids, Pacific Centre, in legwear&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;4. Combat boots, zara, zara TRF, in boots&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ben oturduğu yerden onu bunu eleştirmeyi, küfür etmeyi seven bir insanım. bunun için ayağa kalkacak halim yok zaten. bunu da sizin için özel olarak lookbook'ta aradım buldum. gerçi çok zor olmadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"hayatı uçlarda yaşama karizmasıymış. sana üstünde yaşayabileceğin bir uç buldum pezevenk. gel."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-2560709383763671464?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/2560709383763671464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/10/vitaminsiz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/2560709383763671464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/2560709383763671464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/10/vitaminsiz.html' title='Vitaminsiz'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TK8q99fRCCI/AAAAAAAAAAw/rVUYp8cKfN0/s72-c/811973_2010-09-19_lb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-727913313477091021</id><published>2010-09-19T21:43:00.012+03:00</published><updated>2011-04-15T01:34:01.204+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Yavrum o yumuşacık yanaklarını sertçe ısırdığım için hazdayım</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;O kadar çok üşeniyorum ki merdivenlerden inerken, deprem olsa da merdiven çökse ben hiçbir özel hareket yapmadan aşağı inebilsem. Şöyle der siyam kralı;' Eğer söyleyecek çok şeyi olan bir kadın susuyorsa, sessizliği sağır edici olabilir.' siyam kralını sikeyim. merdivenden inerken ayakkabı topuklarımın sesini duymayı seviyorum. ama bu kızın sessizliğini duyabilmeyi hiç sevmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;burakla yattım demişti. böyle bir şey durupdururken söylenmez. ya benimle de yatmak istiyor ya da beni seviyor. ikinciyi düşünmek bile istemiyorum çünkü hayatımda bir takip mekanizması istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hep karıya kıza, aşka kayıyor yazılar. kayıyor derken, konu olarak. insanda kendisinde ne eksikse onu yazarmış. balzac'ın romanlarında balzac olmayan her şey vardır diye bir şey okumuştum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;saatlerin kravatları hareket ediyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kapı menteşeleri kol eklemlerimsi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bazı kararlar verdim hakaret ediyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hep merak ederim ne demek kekremsi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-727913313477091021?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/727913313477091021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/09/yavrum-o-yumusack-yanaklarn-sertce.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/727913313477091021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/727913313477091021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/09/yavrum-o-yumusack-yanaklarn-sertce.html' title='Yavrum o yumuşacık yanaklarını sertçe ısırdığım için hazdayım'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-6294056210122825273</id><published>2010-08-12T22:50:00.010+03:00</published><updated>2011-04-30T15:14:41.558+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İllegal'/><title type='text'>Ben seninle iğrenene kadar birlikte olmak istiyorum.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TGRgEEJtTeI/AAAAAAAAAWc/bw9W_5Hnt-M/s1600/Time_Bomb_by_neodecay.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 387px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TGRgEEJtTeI/AAAAAAAAAWc/bw9W_5Hnt-M/s400/Time_Bomb_by_neodecay.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504630267503791586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;Tavşan, "avlanmak yasaktır" levhasına inanıp ormanda rahatça gezse de her yer illegal avcı kaynamaktadır.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mesela; El Yapımı Patlayıcılar : Çeşitli kimyasal maddeleri belirli oranlarda karıştırmak suretiyle yapılan patlayıcılardır. Mesela, molotof Kokteyli gibi.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;El yapımı Patlayıcı Madde yapımında kullanılan bazı maddeler :&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Potasyum primat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Kalbim Klorat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Yaz yağı,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Yoz şeker,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Tükrük asit,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Münferit asit,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Sabun boru,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Kütürt,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Soluk Benzin,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Beyaz ve kırmızı Fosfor,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Dangal kömürü,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Odun dalaşı,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Koydum Kidroksit,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Demir toksit, - Hava Civa,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Yumurta akı, -pişmiş,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Aleyküm tozu,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Somonyum nitrat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Potasyum mithat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Soydum fitnat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Sokasyum dikpomat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Rotasyum germanganat,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Hibrit tozu,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Saftalin,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Fuel oyil,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Bal kumu,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Parafin hamamı,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Vazelin-oha- vb. maddeler kullanılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;Hani siz sevgilinizden ayrılınca hakaret ediyosunuz ya "öküzdü, ayıydı" diye, bahtsız bedevinin kutup ayısını sevme ihtimalinin gerçekleştiği andı işte aşık olduğunuz o an. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/b&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşte bu yüzden; - NAPALM: Sabun ve petrol karıştırılarak napalma benzer bombalar yapılabilir. Bu cins yangın çıkarıcıların yanma süresi ağırlıklarıyla doğru orantılıdır (Her 454 g için 20 dakika). Bu karışımın içinde sabun tozu + Petrol (veya Parafin) bulunur. Ağırlıkça petrol yerine petrol ürünü olan Diesel Krosen, Terebentin, Benzolde kullanılabilir. Bu yangın çıkartma Sodyum Hidroksit (NaOH), petrol reçinesi ve su kullanılarak ta yapılabilir Potasyum Permanganat (KMnO4)'lı ani flaş yangın çıkarıcı bir karışım hacimce eşit Potasyum Permanganat ve Alüminyum tozunun karıştırılmasıyla yapılabilir. Şeker + klorat karışımı daha ziyade bir patlayıcıyı ateşlemede kullanılır. Potasyum Permanganat + Şeker karışımından yangın çıkarıcılar yapılabilir. Saniyeli fitil ile ateşlenir. Gecikme isteniyorsa karışıma birkaç damla gliserin veya antifriz (Etilen Glikol) konur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;Ben seninle iğrenene kadar birlikte olmak istiyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-6294056210122825273?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/6294056210122825273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/08/ben-seninle-igrenene-kadar-birlikte.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6294056210122825273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/6294056210122825273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/08/ben-seninle-igrenene-kadar-birlikte.html' title='Ben seninle iğrenene kadar birlikte olmak istiyorum.'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TGRgEEJtTeI/AAAAAAAAAWc/bw9W_5Hnt-M/s72-c/Time_Bomb_by_neodecay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-1452809060205457562</id><published>2010-07-24T13:47:00.011+03:00</published><updated>2011-04-15T12:55:03.693+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Annemin Kredi Kartı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEtZkyFU0iI/AAAAAAAAAVM/YaCJip9FoKw/s1600/davy.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 337px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEtZkyFU0iI/AAAAAAAAAVM/YaCJip9FoKw/s400/davy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497586258590093858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;davy jones annesinin kredi kartıyla tanıştığında 13 yaşındaydı. makinanın arasından süzülüşünü gördüğünde kartı o kadar sevmişti ki onunla evlenmek istiyordu. küçük davy'nin annesi emekliydi. dolayısıyla bir de emekli kartı vardı. ama o kart içindeki para harcanmaz, ileride alınacak ev için biriktirilirdi. davy'nin bir de kraken adında hayali bir arkadaşı vardı. kraken aslında iskandinav kökenli efsanevi deniz canavarıdır. Anlatılan efsanelere göre bir ada kadar büyük, bir gemiyi direk tepesine kadar uzanan kollarıyla devirebilen efsanevi deniz yaratığı. İlk gerçek örneği 1888'de Yeni Zelanda sahillerinde ölüsünün karaya vurmasıyla görülmüştür. Derinlerde yaşayan bu canlı çok nadir görülür. Ama bence yalandır. 1888'de falan gözükmemiştir. Perseus efsanesinde Perseus, Hades'in öfkesinden doğan bu canlıyı, gözleriyle her şeyi taşa çevirebilen Medusa'nın kestiği kafasıyla öldürmüştür. Ama bence bu da yalandır nasıl olsa efsanedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;neyse. bir gün davy'nin paraya ihtiyacı oldu. gece annesi uyuduğu sırada, odaya girip giysi dolabını açtı ve annesinin çantasından kredi kartını alıp bankamatiğin yolunu tuttu. kraken ile birlikte. bankamatiğe vardığında köşedeki kameraonu biraz huylandırdı ama o cesaretini toplayıp kartı makinaya soktu. şifreyi girdi ve lazım olan miktardan bir taksiparası fazlasıyla birlikte parayı çekti. parayı sorunsuz alabildiği için içi rahattı. ama bilmediği bir şey vardı. orospu çocuğu banka, para çekildiği anda annesinin telefonuna bilgi mesajı yollamıştı. eve gittiğinde bütün ev halkını ayakta buldu. annesi kollarını göğsünde bağlamış, bir ayağıyla sinir ritimi tutturmuş, tek kaşı kalkık ona bakıyordu. annesini bu halde görünce ilk önce korktu, sonra şaşırmış numarası yaptı ve 'ne oldu bu saatte neden yatmadınız?' diye sordu. annesi de 'senin ananın amını sikerim piç kurusu, kartımı çalmaya utanmıyor musun' dedi. davy korkudan altına işeyecek duruma gelmişti. annesi 'seni evlatlık aldığımıza pişman olacağımı biliyordum' diye devam etti. davy hayatının ikinci şokunu yaşıyordu. annesi telefonun yanına gitti ve 911'i, pardon imdat 155'i aradı. polisler hemen olay yerine intikal ettiler ve davy'nin etrafını olay yeri inceleme bantlarıyla sardılar. olay yeri inceleme ekibi gelip davy'i sorguya çekti. üstündeki parmak, barut izlerini aldılar. gerekli dna incelemelerini yapıp karakola götürdüler. karakolda bir güzel göte cop sokma efsanesini yaşatıp ıslahevine gönderdiler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ve davy yakalandıktan sonra woody allen adıyla şu satırları yazdı;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;soluğu elmira ıslahevinde aldım. elmira, fena bir yerdi. beş kez kaçtım. bir seferinde, çamaşır taşıyan kamyonetin arkasına saklandım. gardiyanlar şüphelendi ve biri copuyla beni dürttü, ardından da çamaşır sepetinde ne halt ettiğimi sordu. gözünün içine baktım ve 'gömleğim ben' dedim. inanmadığı belliydi. bir ileri bir geri yürüyor, gözünü dikmiş bakıyordu. biraz panikledim. 'gömleğim dedim ya' diye devam ettim. 'mavi renkli kot kumaştan iş gömleğiyim.'&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-1452809060205457562?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/1452809060205457562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/07/annemin-kredi-kart.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/1452809060205457562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/1452809060205457562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/07/annemin-kredi-kart.html' title='Annemin Kredi Kartı'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEtZkyFU0iI/AAAAAAAAAVM/YaCJip9FoKw/s72-c/davy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-5244715023655860515</id><published>2010-07-17T01:40:00.009+03:00</published><updated>2011-04-15T01:07:37.133+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Aynen, aşıkmış.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEDov6HHZkI/AAAAAAAAAT8/phG-Ydeo1tc/s1600/King_Kong_by_rafaelalbuquerqueart.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 265px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEDov6HHZkI/AAAAAAAAAT8/phG-Ydeo1tc/s400/King_Kong_by_rafaelalbuquerqueart.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494647455142602306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;paratoner tepesine çıkıp kingkongluk yaptım. benim Ann Darrow'um yıldırımlardır. onlar paratonere kondukça benim koruma içgüdüm artar. diğer erkekler uçaklar gibi gelir bana. yaklaştıkça tokatlarım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;uzun zamandır "uzun zamandır" dememiştim. yavaş ve kısa yaşadım bir sürü şeyi uzun zamandır. uzun zamandır, seni seviyorum dememiştim. soğuk ve duygusuz yaşadım bir sürü şeyi uzun zamandır. olur olmaz azmanlık yapmamıştım. arkadaşımın önerisine uyup istiklal'deki turistlerin arasına karışmamıştım. onların dilinden konuşuyor gibi yapmamıştım. ya da ödeşmek için maraş dondurmacısına parayı verir gibi yapıp geri çekmemiştim. bir kez böyle serzenişli methiyeler dizmeyi seçeyim dedim. olmadı. hata yaptığımda özür dileyeyim dedim. özürdileyenler'i sevmem dedi. ulan özür dileyenleri sevmem ne demek? ben seni burun karıştırmaktan bile korumak isterken özür dilemek piç olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;buruşuk poşet gibi bugün kalbim. sokağa çıkılmaz onunla. halının altında belki biraz düzelir. bez olsa ütülerdik. ama değil, o yüzden erir. çekiştirirsen de düzelmez kopar. yukarı tükürsen bıyık-sigaradan sararmış- aşağı tükürsen sakal-arada kızıllar var-. beynimse daha çok nutella gibi. azıcık sıcağı gördü mü hemen eski süt liman, dümdüz haline geri döner.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;paratonerden iniyorum. bi' hastanenin paratoneriymiş. hastalar arasında yoksun. doktorlar ve hemşireler arasında da. sedyeye yatırıp, bir iğne hazırlıyorlar benim için. içinde sen varsın. biraz da su var. dudaklarım kurumuş yıldırımdan. uyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;''yalnızın iptilasıdır yalnızlığı.''&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sonra kan ter içinde uyanıyorum. saat gecenin dördü. beni gerçekten duyuyor musunuz?'&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-5244715023655860515?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/5244715023655860515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/07/aynen-askms.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/5244715023655860515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/5244715023655860515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/07/aynen-askms.html' title='Aynen, aşıkmış.'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEDov6HHZkI/AAAAAAAAAT8/phG-Ydeo1tc/s72-c/King_Kong_by_rafaelalbuquerqueart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-5602425405131253566</id><published>2010-07-16T23:15:00.013+03:00</published><updated>2011-05-03T00:10:18.359+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maaş Günü'/><title type='text'>part time huri</title><content type='html'>&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEDppiHzKuI/AAAAAAAAAUM/72jtMe8wXxw/s400/Hieros_gamos_Selinonte-267x300.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494648445135432418" border="0" /&gt;&lt;div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;bütün gün evde oturup kaktüsünü giymediğindeyse&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;gündüzleri süpermane kostüm diker, geceleriyse;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;arkadaştan öğrendim cennette part time hurilik&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;yapıyormuş içinde incecik bir ölü saten gecelik&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;meteoroloji genel müdürlüğündeki alınganlara göre&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;tenin bugün kırkbir derece yanında kaynar gözyaşlı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kolaya sardım, savaşı da severim bize çay yok gölgede&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;üstüne kırkbir kere maaşallah elim koynuna maaşlı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hieros Gammos'u anlatabileceğim birini arıyordum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;gemide martıların fotoğrafını çekince darılıyordum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;az bulutlu iskender sağanak yağışlı hamburgere karşı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;içerikte söylemeyi unutmuşlar sırat köprüsü kaç arşın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;sizi denedim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-5602425405131253566?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/5602425405131253566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/07/part-time-huri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/5602425405131253566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/5602425405131253566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/07/part-time-huri.html' title='part time huri'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TEDppiHzKuI/AAAAAAAAAUM/72jtMe8wXxw/s72-c/Hieros_gamos_Selinonte-267x300.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-3653497076928808279</id><published>2010-06-12T13:45:00.006+03:00</published><updated>2011-04-30T15:18:49.009+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneyimsel'/><title type='text'>Homofobya</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TBNm9mc8svI/AAAAAAAAARE/N5DhTySCxL0/s1600/homofobya.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 263px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TBNm9mc8svI/AAAAAAAAARE/N5DhTySCxL0/s400/homofobya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481838379920044786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayatımın bir dönemini devrimci homoların oluşturduğu bir grup tarafından linç edileceğim korkusuyla geçirdim ben. hatta ‘durun ben de devrimciyim, ayrıca sadece bir tanenizden nefret ediyorum o yüzden lütfen linç etmeden önce bir kez daha düşünün.’ diye bir savunma cümlesi bile hazırlamıştım. Lise hazırlıktaydım o zamanlar. Bir dergide homofobiklerin bir grup devrimci gay tarafından takip edilip, yakalanıp, ardından işkence edildiğine dair bir haber okumuştum. O haberi okur okumaz hayatım değişti. Caddelerden ayrılmamaya, tenha köşelere yanaşmamaya, kalabalıktan uzaklaşmamaya dikkat ettim birkaç ay boyunca. Bu stres dolu birkaç aydan sonra biraz büyümüş olacağım ki cesaretimi geri kazandım. Sonuçta serde erkeklik var, bir grup gay mi keyfimi kaçırabilecekti? Ama yanılmışım. O haberde yalnızca, işkence metaforu kullanılmıştı. Asıl yaptıkları fiziksel temasa değil göz yoluyla temas ederek işkenceye dayanıyordu. Sokaklarda takip edildim. Toplu taşıma araçlarında yakalandım. Ve eşofman giydiğim zamanlar işkence gördüm.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;şimdi sizin için seçtiklerimden ikisini izleyelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;vaktiyle kız arkadaşımı taksiyle evine bıraktım, aynı taksiyle eve dönerken arka koltukta telefonla ilgilendiğim için yolu yarrak gibi tarif ettim. artık paso ezberden "sağa dön, sola dön" diyerek evi bulmak gibi bir ümidim mi vardı bilemiyorum da, son tahlilde vardığım cenahın ebemin amı olduğunu söyleyebilirim. ulan ıssııız, karanlıııık, ne sikim olduğu belli olmayan bi cadde. taksimetreye bakıyorum, tam cebimdeki paraya tekabül ediyor. "bura nere amına koyim? dur abi dur yanlış geldik. para da bitti be" diye söylenerek taksiyi durdurdum. şimdi birçoğunuzun tahmin ettiği üzere benim bu söylenmelerimin akabinde taksiciden "hmmm demek yanlış geldik ve paran da bitti. istersen seni evine götürebilirim. yalnız bunun karşılığında bir kereliğine mahsus olmak suretiyle o dübürünü dillemem gerekecek" gibi sözler işitmedim. aksine kendisi "tüh tüh tüh. al şu 1 lirayı da otobüse binersin olmazsa" diyen gayet efendiden bi kardeşimizdi. indim, zifiri karanlıkta ve o ıssız caddede evimin yolunu bulmaya çalışırken (ulan anlatıma bak. bu naif anlatıma göre hikayede beni birazdan kurtların sikmesi lazım) bir araba yanaştı yanıma. "pardoon, bu yol nereye çıkıo acabaaağ?" diye bir soru geldi şapkalı genç şoförden. soruyu cevapladım, "ulan yayvan yayvan konuşuyo, ibne mi acaba?" diye düşünürken araba bi 10 metre sonra tekrar durdu, arabanın sağ camı açıldı, içeri baktım, yine aynı herif (ne tesadüf). yalnız bu sefer niyeti farklıydı, "yaa, istersen gidiceen yere kadar götürebilirim. yani... arkadaşlık yapmak istersen. ne biliyim... yakınlaşmak istersen..." diyo bağa. sen beni bir delirme al. çılgına döndüm. en son bağırarak herifin arabasını tekmelediğimi hatırlıyorum. "niye bu kadar aşırı tepki verdin? yoksa homofobik misin?" gibi sorularla gelmeyin bana. kestane pahalı amına koyim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şehir değiştirmenin verdiği yorgunlukla metrobüsten indim ki inmez olaydım. Evimin minibüsünün kalktığı durağa doğru giderken önümde gay olduğu her halinden belli bir arkadaş kırıta kırıta ilerliyordu. Bu konuda o kadar uzmanlaştım ki artık insanların cinsel tercihleri konusunda nokta atışı yapıyorum. Bu görüntüye tahammül edemeyip geçtim hemen önüne biraz kendi kıçımı izlettim. Minibüse bindim. Bu da arkamdan. Ben para vericem diye oturmadım ilkin. Bu hemen tek boş yere oturdu. Ben de doluluktan başında dikilmek zorunda kaldım. Yol boyunca arkadaşın kafası mütemadiyen sağa dönmeye başladı. Ama hiç yukarı bakmak falan yok. Direk sağa bakıyo, daha sonra tekrar kafasını önüne çevirip kıpırdanıyo olduğu yerde. Ben önce anlamadım neye baktığını, çünkü insan kalabalığından dışarıyı görmesi mümkün değil, kafasını kaldırmadan da erkek kesebilmesi mümkün değil, ulan o zaman nereye bakıyo bu? Daha sonra anlayacaktım ki ibne eşofmanımın hassaslığından faydalanıyomuş. Bi süre böyle gitmek zorunda kaldıktan sonra arka beşliden bir kişilik yer boşaldı da geçtim oturdum. Daha sonra aklıma geldi ulan ya ben yanlış anladıysam, aslında sadece boynunda bi problem var da çevirince rahatlıyosa? Hayır bi yandan üzülüyorum da orospu çocuğu benimle seks yapmak istiyo bunu düşünüp tekrar sinirleniyorum. İğrenç yoz pezevenk. En sonunda minibüste şoför, ben, bi’de gay kaldık. Bu sefer tecavüz korkusu başladı. Sanki minibüste iki erkek kalmış da ben kadın başıma gece yarısı yolculuk yapıyomuşum gibi. Durdurdum hemen, münasip bir yerde inebilir miyim dedim. İndim. Vakit geç, yeni araba da gelmedi, olasılıksız bi tecavüz tedirginliği yüzünden o kadar yolu yürüdüm. İşte bunların işkence yöntemi buydu. Ne metafor yapmışlar mnskym.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi korkum bunlarla sınırlı değil. Daha nice olay geldi başıma. Yoksa iki olaydan yola çıkarak bütün eşcinsel alemini karşıma alacak değilim de bu kadarı fazla be arkadaşım. Lütfen.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-3653497076928808279?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/3653497076928808279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/06/homofobya.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3653497076928808279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3653497076928808279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/06/homofobya.html' title='Homofobya'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TBNm9mc8svI/AAAAAAAAARE/N5DhTySCxL0/s72-c/homofobya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8046668955996815524.post-3352043625333624224</id><published>2010-06-07T14:20:00.008+03:00</published><updated>2011-04-15T01:32:59.906+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edirne Otobüsü'/><title type='text'>Battle Writing</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TAzZpuARDnI/AAAAAAAAAP8/bJjTIpeu3IE/s1600/Battle+Writing.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; width: 311px; display: block; height: 400px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479994157350063730" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TAzZpuARDnI/AAAAAAAAAP8/bJjTIpeu3IE/s400/Battle+Writing.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kamasutra cinsel devrim cihazları arasında, esinlenilmesi gereken büyük eserlerden biridir. hayalara yumruklarla vurmak kadar güçlüdür. kıvranırsın, işersin. acı hala büyükse yarrağı yemişsindir. ama acı yoksa korkma, sen de artık rocky'sin. içindeki robin hood'un çin temsilcisi çalıştığında göreceksin ki kung fu'ların en şahanesine sahipsin. yarenin saçak altlarında road runner hızlısıyken sen potempkin zırhlısının zırhını çıkarıp onunla sevişeceksin. sevişeceksin ki savaş bitecek. hem facebooktan düşürdüğün kızla sevişmek gibisi yoktur. hancock gibi sarhoş kahraman numaraları arasıra işe yarasa da genelde spiderman olmak ister insan. ağlarınla bi kadın yakalamak gibisi yoktur. hele ki kadın bir suçluysa iki kat hızlı sevişirsin. saçlarına sürdüğün jöle terinle birlikte alnından ve kaşlarından süzülmeye başlayınca, altındakinin alnına damlamasın diye biraz kenara çekilirsin. o kenarda farkedersin ki ter, üstündeki son giysi olmuş. bir daha üstüne bi şey giymek istemezsin. ama insanların arasına öyle çıkamazsın lan yoz pezevenk. çıplak dolaşmak serbest olsaydı da sen çıplak dolaşmış gibi olmazdın zaten. vücudunun doğal bitki örtüsü kıl. benim de öyle ama en azından işime yarayan organlarım temiz. hem senin kafan da kıçından büyük. adidas kadar originals olamadıysan sebebi o sokakta gördüğün amcıklardır. adi dasler'in ve gaylerin neden o kadar özgün olduğunu merak etmiş miydin hiç. çünkü ikisininde umurunda değil amcıklar ve kancıklar. amcıklar ve kancıklar diye kitap yazmaya karar verebilirim gibi geldi. güzel bir ikileme olur başlığı. kitaba altlık olarak da seni kullanırım. ayraç için dilini sokabilirsin araya. bilirim ki dilini çok iyi kullanırsın. konuşurken ve ... .boşlukları doldurabilmeni seviyorum. zaten dolduramasan ne seni kitap altlığı olarak kullanırdım ne de dilini ayraç olarak. neandertal genomu saklanmış hücrende bir yerlere. tipinden belli olmasa da o maymun yakını düşüncelerinden anlıyorum. ki anlamasam noolur lan hiçbir şeyi değiştirmez ki. bir şeyi ne kadar çok kişi biliyorsa o kadar gerçektir diye düşünen taıdıklarım vardı. onlar şüphesiz ki popülerliklerine atıfta bulunarak seks yaparlardı. çok bağırırlardı seksleri gerçek olsun diye. ne kadar çok komşu duyarsa o kadar gerçekti onlar için o seks. seks seks seks seks. sakso. porno. korna. torna. ve son cümle karaçalıdan gelsin 'kuru ekmeği yağmur suyunda yumuşatıp yediğimiz o gençlik fakirliklerinden emanettir bana dünya işçiliği keder ırgatlığı acemi şairlik ve sırtımda genişleyen bu ceriha'.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8046668955996815524-3352043625333624224?l=miyopblog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://miyopblog.blogspot.com/feeds/3352043625333624224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/06/battle-writing.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3352043625333624224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8046668955996815524/posts/default/3352043625333624224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://miyopblog.blogspot.com/2010/06/battle-writing.html' title='Battle Writing'/><author><name>NicholayHel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07403983282388452630</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_O9aiLhkqwss/TOpVuHB_V6I/AAAAAAAAABg/CSrwJLOLTM8/S220/149894_478166937280_585722280_5358381_1397389_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Zmjl3GlM3rk/TAzZpuARDnI/AAAAAAAAAP8/bJjTIpeu3IE/s72-c/Battle+Writing.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
